kan-revan
Ne anlama geldiğini bilmediğim ama her yutkunmamda boğazıma takılan kelimelerim var, sen tadında. İçimde bir acı, tarifi olmayan. Çevremde yamalı tebessümlerle bezeli sahte dostlar.. Günden güne daha çok battığım yalnızlıklarla boğuşuyorum. Yağan her yağmur tanesinde bir melek saklı sanırdım. Oysa daha çok balçığa bulanıyorum. Artık çocuklar bile alaycı gözlerle bakıyor bana. Nasıl bir çaresizlik içinde olduğumu daha iyi anlıyorum..
Düşünmek istemediğim anılar canlanıyor gözümde. Mutluydum diyorum, mutluluğun nasıl bir duygu olduğunu unuttuğumu fark etmeden. En sevdiğim ağaca takılıyor bakışlarım. Döktüğü yapraklar gözyaşlarıma eş. Eylül’ün bize bıraktığı en acı miras..
Ve sen…
Can çekişmemi izliyorsun oturduğun banktan. Yüzünde her zamanki tedirginliğin. En mutlu olmamız gereken günlerden alışkınım bu bakışlara.. Yerlere damlayan her kan damlamda daha çok ağlamaya başlıyorsun. Neden ağladığın meçhul. Belki bana, belki de eski bir aşkına.. Ağzından çıkacak tek bir kelime hayat verecekken bana, inadına susuyorsun. Konuşsan, bütün günahlarını kusacaksın belki de. Yapmıyorsun.
yüzünde tedirginlik,
gözlerinde yaş,
çırpınıyorum,
susuyorsun.
“kan-revan içindeyim
gönlümün derdindeyim
yerlerin dibindeyim
kurtar ne olur
ne olur”
Duyuyor musun?

0 yorum yazılmıştır